Bizim İzimiz – gezi notları

Girit’te alternatif bir rota (9 günlük)

Girit Adası’nda program yapıp rota çizmek oldukça zor. Herşey adada kaç gün kalacağınıza ve
nelerden hoşlandığınıza bağlı. Daha kısa seyahatler için ipuçlarını burada topladık. Girit’e ilk seyahatiniz ise önce bu yazıyı okumanız daha faydalı olur.
Şu an okuduğunuz içerik ise, şehir gezilerinden ziyade alternatif çekim merkezleri ile alakalı. Acentaların tur programlarında popüler olan Resmo (Rethymnion) ve Heraklion’u daha
önce gördüğümüzden, bu seyahatte hiç uğramadık. Chania (Hanya) ise hem güzel, hem sevimli bir şehir; tekrar tekrar görülebilir ve biz de öyle yaptık.

Nasıl gittik?
Biz, İstanbul’dan Atina bağlantılı Heraklion’a bir uçak aldık. Atina üzerinden Hanya‘ya
inmek de mümkün. Otel rezervasyonunu ise sadece Hanya’da 2 gece olarak yaptık, program
doğaçlama olduğundan diğerleri kapıda sorarak bulundu.

İlk gün:
Hedefimiz araba ile Hanya. İndiğimiz Heraklion uluslararası havaalanı oldukça yoğun ve eski; 70 lerin filmlerindeki gibi. Adanın hava trafiğinin önemli bir kısmını yükleniyor. Bazı kaynaklarda 2016 da yenilenecek diye okumuştum; bunu araç kiralama ofisinde hatırlatınca gülerek “3016 ya anca biter” dediler 🙂
Havaalanı şehrin hemen doğu yanında, ama otoyol bağlantısı ile Heraklion’a girmeden, etrafından dolanmak mümkün( Girit’te otoyol ücretli değil). Bu etabı plaj molası ile yapacaksanız,
seçenekleriniz ya Agia Pelagia ve civarındaki koylardan biri, ya da Resmo’nun iki yanında bulunan düz sahil şeridi.

Girit adası Psaromoura plajı

Psaromoura plajı

Biz tüm bir günü denize girmeden kapatmak istemedik. Agia Pelagia çok kalabalık olduğundan, biraz kuzeyinde, Psaromoura Plajı’nda deniz molası verdik (İpucu: İlk toprak otoparkı geçip, ileride denize daha yakın otoparktan plaja iniş daha kolay). Sabah erken kalkmanın diyeti olarak küçük bir siesta bile yapıldı plajda.
Chania’ya gelince, üst baş değişme faslından sonra, akşam yürüyerek şehir gezisi yaptık. Venedik Limanı’nın iç tarafı sıra sıra bar ve restoran dolu. Manzara çok güzel, ama ortam fazla turistik; bu nedenle arka sokaklardan birinde, daha önce belirlediğimiz Strata restoranda yemek yedik. Kalenin iç bölümleri çok daha sempatik, restoran da tam puan aldı.

Chania için diğer bir ipucu da şu: eski şehir, yani Venedik Limanı yolları trafiğe kapalı ve surların kuzeybatı tarafındaki açık otoparkta yer bulmak eziyet, bu nedenle kalacağınız yeri seçerken antik limana yürüme mesafesinde, sakin bir bölge tercih edin. Nea Chora Plajı bölgesi bu nedenle gayet uygun; şehre mesafesi yürüyerek 20 dk.

İkinci gün:
Bugünün hedefi Elafonissi Plajı. Doğu Girit’te, turkuvaz mavisi sığ suları ile Maldiv hissini veren iki plaj var: Balos ve Elafonissi. Maldiv derken inanın abartmıyorum. Girit’e yaz
mevsiminde geliyorsanız muhakkak görülmeli. İkisi de aynı popülerlik ve güzellikte, yalnız Balos
yolu berbat. Bu nedenle Kissamos’a kadar araba ile gidilip, oradan tekne turları ile ulaşılıyor.
Tekne saatlerine bağımlı olma hissi hoşumuza girmediğinden, biz Elafonissi’de karar kıldık.
Sabah Nea Chora sahilindeki lokantalardan birinde kahvaltı edip, yakındaki Iguana ve Golden
Beach plajlarına gittik. Hafta sonu şehrin bütün kalabalığı burada olduğundan, durmayıp devam
ettik. Yol çok güzel, manzaralı ve keyifli. Özellikle Topolia Boğazı civarı etkileyici. Buraya
geldiğinizi, tek şeritli bir tünel gördüğünüzde anlayacaksınız.

Elafonissi Plajı ise tek başına tatilin yıldızı olabilir. Suyun rengi, berraklığı gerçekten büyüleyici.
Öğlen arasını, yanımıza aldığımız meyvelerle geçiştirdik. Plajda tesis var, ama mükellef bir öğün
seçeneği yok. Burada portatif tentemizi kurup, bol bol denizin tadını çıkardık. Plaj ve civarı,
özellikle çocuklar için çok uygun. Yanınızda tente, şemsiye vs yok ise kiralık şezlonglar var.
Buranın ipucu, denize indiğinizde sağda kalan otoparka değil, soldaki ağaçların arasına park
etmek. Plaj çok geniş, yayılacak çok fazla yer var, ama denize doğru durduğunuzda ortadaki
adacığın sol tarafı daha güzel. Park yeri seçimi bu yüzden önemli. Gün batımında yarımada
bağlantısının sığ sularında yürüyüş yapmak ayrı bir keyif.
Chania’ya dönüşümüzde, akşam yemeği için liman kalabalığına girmek istemiyoruz. Daha ziyade
yerellerin takıldığı bir yer arıyor gözümüz.

Girit Hanya manos taverna

Manos Taverna ve efsane kalamar dolması

Ve bingo! Deniz kenarında, balıkçı limanında, (Nea Chora sahilinden yürüyerek surlara gelmeden) Manos Taverna çare oluyor derdimize. (Bu mekan, özellikle kalamar dolmasıyla tam puan aldı, tavsiyemizdir!)

Üçüncü gün:
Hedef, adanın güneyindeki Chora Sfakion bölgesi. Chania’yı gündüz gözü tekrar görmek ve biraz da hediyelik bakmak için tekrar şehre indik ve kahvaltımızı Theotokopoulou sokağında yaptık. Burada börekçisinden, fırınına, kafesine, birçok seçenek mevcut. Şunu hatırlatmalıyım ki, okuduğunuz bu seyahat programında hediyelik için iki uygun nokta var: Chania ve Agios Nikolaos. Diğer yerler bir çarşısı olamayacak kadar küçük. Dolayısıyla biz, incik boncuk provizyonunu burada yaptık.

Girit adası Theriso boğazı yollar

Theriso boğazı ve dağ yolları

Chora Sfakion ‘a giderken hem doğa aşığı olduğumuzdan, hem biraz gökyüzünün keyfini
çıkarmak için Theriso boğazı yolunu seçtik. Bu yol bol virajlı, ama doğa ile iç içe ve çok güzel. Bu
boğazın diğer bir özelliği araba ile gezebilmeniz. yolu nehir yatağının dibine yapmışlar. Hatta
Chania dan kalkan bir traktör tren tur düzenliyor. Chania bazlı konaklamalarda alternatif bir
eğlence olabilir.
Öğleyin daha önce okuduğumuz “slow food” konusunda ün yapmış Drakona daki Ntounias
restoranda mola verdik. Tam olarak acıkmamıştık, ama restoran o kadar özgündü ki –genelde
öğün atlatma eğilimi olan- Demet bile birşeyler yemek istedi. Ve buna değdi.

Girit adası slow food cenneti Dünya restoran

Dünya (Ntounia) restoran

Yolun devamında biraz Google Maps, biraz da bizim maceraperestliğimiz yüzünden daha kısa
görünen dağ yolunu seçtik. Yol güzel olmasına rağmen yordu.

Girit Chora Sfakion

Chora gizli plaj

Chora Sfakion minik bir yer, yokuştan inince meydandaki otoparka veya marketin arkasına park
etmek gerekli. Biz önce bir oda bulduk, sonra tabii ki denize. İlk algı, plajın limanın dibinde
olduğu şeklinde, ama aslında şehrin arkasında. “Ta Tria Aderfia” (Üç kardeşler) restoranı bulun, onun dibindeki plaj çok daha güzel. Gün sonunda yemek için limana dizili restoranlardan birine girdik.

Dördüncü gün
Bugün seyahat içinde seyahat günü. Arabayı unutup, denizyolu ve yürüyüş kombinasyonuyla
Loutro’ya gideceğiz. Bu programı bizim yaptığımız şekliyle herkese tavsiye etmiyoruz, antremanlı olmak şart, fakat Loutro kesinlikle bu seyahatin en güzel noktalarından biri.
Sanki ada içinde ada gibi, çünkü karadan araç yolu yok.

Girit Aradena'yı yürümenin ödülü: Marmara plajı

Loutro ve Aradena ödülü: Marmara plajı

Eğer programın yürüyüş kısmını istemezseniz Chora Sfakion’dan kalkan feribotla muhakkak Loutro’ya geçmenizi tavsiye ederiz. Günübirlik konaklama opsyonunu da düşünün. Bizim yürüyüş programının detayları ise burada.

Girit Loutro köyü

Loutro köyü

Beşinci gün:
Hedef yine güneyde Plakias şehri.
Doğal olarak dünün yorgunluğu çıktı ve sabah geç uyandık. Loutro minik bir köy; bir baştan diğer
tarafa 15 dakikada yürünüyor. Batı tarafında, yürüyerek geçilen minik taşlı bir plajı var. Dağlardan
inen yeraltı suları nedeni ile bölgenin denizi buz gibi ve pırıl pırıl. Diğer plajlara zorlu yürüyüşlerle, ya da dolmuş teknelerle gidiliyor, ama sefer saatlerini bir gün önceden öğrenirseniz iyi olur. Girit Loutro köyüBiz hepsini gezebilmek için tekne kiraladık (Yunanistan’da 4mt ye kadar tekneler için ehliyete gerek yok). Kira bedeli günlük 65Eur, ama buna değiyor. Önce Sfakion tarafında Glikanera Plajı’na, daha sonra dün gittiğimiz Marmara Plajı’na gittik.

Girit Loutro plaj ve magaralar

Loutro Sfakion arası plaj ve mağaralar

Geç öğle yemeğini dün bizi fazlasıyla memnun eden Marmara’daki Dialeskari Taverna’da yedik.Saat 6 civari tekneyi teslim edip, 18:10 feribotuyla tekrar Hora Sfakion a dönünce, arabayı parktan alıp Plakias’ a doğru yola çıktık (75dk). Plakias da küçük, sevimli bir yerleşim merkezi, ne var ki fazla gezemedik. biraz da odanın manzarası yüzünden, günü balkonda, Retsina ile demlenerek kapadık.

Girit Plakias'da demlenme balkonu

Plakias’da demlenme balkonu 🙂

Altıncı gün
Hedef medef yok. bugün geze geze kuzeye çıkacağız ve pilimizin bittiği güzel bir yerde kalacağız.

girit imbros boğazı

İmbros boğazı

Sabah bir ara, “hiç gezemedik Plakias’ı burada mı kalsak” diye bile düşündük, ama vazgeçtik.
Kuzeye doğru çıkarken yolumuz, yine alternatif bir yürüyüş güzergahı olan Imbros boğazı
kenarından geçince , enfes manzaralarda bolca fotoğraf molası verdik. Bu güzergaha yakın
Patsos kentinde, Girit’in en iyilerinden diye okuduğumuz bir tavernanın varlığı öğle yemeği
durağını belirledi. Dromos Taverna’ya ayrı bir parantez açmamız şart, yolunuz buralara düşerse
kesin gelin ya da yolunuzu değiştirin yine gelin. Saat 2 ye kadar çok kalabalık, sonrası daha sakin.
Spesyalitesi ateşte kuzu çevirme. Şarap, köyün imalatı ve çok özel bir tadı var (Metaxa’yı
andırıyor).
Neyse buraya kadar gelip yemeği de abartınca (hayret 🙂 , bari hazmedelim dedik ve Patsos
boğazına indik. Toplam 3 saatlik orta zorlukta bir yürüyüş. (Detay isterseniz sorun)

girit dromos taverna

Dromos taverna

Patsos dan sonra kuzeye yöneldik ve bazı rehber kitaplarda pek methedilen Bali’ye geldik.
Aslında niyetimiz burada kalmaktı, fakat Bali’de, isminin orjinalliği dışında, bizlik hiçbir şey
bulamadık. Yanlış anlaşılmasın mekan, kuzeyli turist, pub, önünde 72 millet bayrağı asılı restoran
dolu, belki denizi de çok güzeldir, ama burayı sevmek, Bodrum’da onca yer varken Gümbet’i
tercih etmek gibi sanki.
Sonuçta vakit de bayağı ilerlediğinden, Agia Galini koyuna bakan tepede bulduğumuz bir otelde
konakladık. Agia Galini’de bütün tavernalar turistik, otelden aldığımız tavsiyeyle El Greco ya
oturduk, adamlar ricamı kırmayıp karışık bi meze tabağı yaptılar, memnun kaldık.

Yedinci gün
Hedef Agios Nikolaos ya da Mohlos (gördüğünüz gibi son derece esneğiz 🙂
Bu seyahatte yapmadık, ama eğer sizin ilk gidişinizse ve Agios Nikolaos’a kadar geldiyseniz,
kuzeyindeki Elounda şehri ve Spinalonga adasını da görün. Buradaki plajlar da çok güzel.

Agios Nikolaos iç göl "Voulismeni"

Agios Nikolaos iç göl “Voulismeni”

Agios Nikolaos ise çok özgün ve sempatik bir şehir, bu seyahat programındaki (Chania hariç)
birçok yerden daha büyük. Özelliği şehrin içinde denize kanalla bağlı minik bir gölet olması.
Akşam vakti etrafında dolanmak çok keyifli. Sonuçta biz Agios Nikolaos’ta kalmadık, aklımız daha önce günübirlik gördüğümüz Mohlos’ta idi, bir frappe molası ile yola devam ettik. “dönüşte
kalırız” diye kandırdık kendimizi. Günün sonunda, Girit in incisi Mohlos ta, Mezostrati tavernada
oturuyorduk nihayet. Odayı ise yine mekana gelince, zilleri çalarak bulduk.

Sekizinci gün
Bugünün hedefi tembellik. Şu ana kadar motor taktığımız için gerçekten biraz durma ihtiyacı
hasıl oldu. Demet de “ben bu kitabı niye getirdim okuyamıyacaksam” diye sızlanıyordu zaten, biz
de kahvaltıya oturduğumuz Mesostrati’den kalkmadık. Deniz beş basamak önümüzde, kitap
okuduk, mekan sahibi Sofia ile ahbaplık ettik, suya girdik ve sonunda öğle yemeği yedik.

Girit mohlos mesostrati

Mesostrati taverna

Öğleden sonra da aynı mood devam etti. Mohlos ta günbatımı bir başka güzel. bu saattlerde
gidilecek iki muhteşem mekandan biri direkt güneşi izleyebileceğiniz Barraki, diğeri de karşı
küçük adacığın, ya da Girit dağlarının ışık oyunlarına bakabileceğiniz Rocks bar. Yemeği ise
değişiklik olsun diye Kohilia taverna’da yedik, ama Sofia’nın muhabbetini bulamadık.

girit mochlos sunset

Barraki ve Rocks bar

Dokuzuncu gün
Bugün yine bitlendik. Hedef Rihtis boğazı ve şelalesi.
Mekan Mohlos’un doğusunda, 30 dk mesafede. yeşilliklerin arasından güzel bir yürüyüş ve şelale
göletinde serinleme vaat ediyor. Aradena veya Patsos kadar zorlu değil, ama yine de fizik
kondisyonu, düzgün ayakkabı vs. gerekli. arabayı dikkatli kullanırsanız yolun solunda harita ve
giriş tabelasını göreceksiniz.

Richtis şelalesi ve yolları

Richtis şelalesi ve yolları

Rihtis gezisinden sonra öğle yemeğini, geri dönüşte Mohlos sapağının başındaki Natural
taverna’da yedik. Süper değildi, ama manzara muhteşemdi. (Daha önceki bir seyahatte
gittiğimiz, yine aynı yol üzerinde, Tholos plajına inerken sağdaki Panorama restoran lezzet olarak
çok daha iyi, tercih edebilirsiniz). Daha sonra indiğimiz Tholos plajını çok sevmedik, çok
rüzgarlıydı, Mohlos’un akşam keyfi yeniden çekti bizi.

Girit mochlos natural taverna

Natural taverna

Son gün için yazılacak fazla bir şey yok, Mohlos’a veda ve Heraklion üzerinden eve dönüş.
Sonuç olarak, Girit bizim en beğendiğimiz adalardan biri. Tek seferde tamamını görmek için belki
15 gün, belki daha fazla zaman gerekli. Yukarıki güzergahta, Agia Irini, Matala, Irapetra gibi çekim merkezleri yok, büyük şehirlerin ikisi yok. Sadece biraz doğa ile harmanlanmış alternatif bir rota oluşturduk. Sonuçta bloğun adı üstünde bizimizimiz 🙂

Girit mochlos tours

Mochlos’un karşısındaki adacık ve Miken uygarlığı kalıntılarına tur yapan tekne : )

Umarız size de esin kaynağı olur.

Keyifli seyahatler…

(Sonuna kadar okuyup beğendiyseniz “like” esirgemeyin lütfen ; )

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.